AsukAki

Belki Bir Gün…

Beklenen

Yazan: gökçe güntepe 01/07/2009

Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı. Okul salonundaydı maç. Tribünsüz,minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece..O kadar yakındılar..
Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi..
Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda.. Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlı da yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kız da gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar..”anladım” der gibi bir gülümseyişti bu…
Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.. Dahası.. Ankara Koleji’nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı.. Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılışı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar. Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde, bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan “tabi” dedi.. “bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız..”

“Mutluluk işte bu olmalı” diye düşündü delikanlı.. “Mutluluk işte bu!..”

Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı.. O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yanyana düştüler.İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yanyana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken –o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya- o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki..
Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı..Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Bir kaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu.. Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü.. Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. “Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana’da da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak..”
Hayır, aramayacaktı. Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana’ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi.. Sabah erkenden Adana’ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, ügüncü sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. Ankara’nın hele Kolejde çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..
Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garaja gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki.. Kız “keşke orada olsaydın” demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o.. Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..
Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki.. Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. “Bu sana” diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan.. Kız, Necip Fazıl’ın dört satırını okurken..
“Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar…
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar!..”
Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolejin önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı.. Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. “Sana bir şeyler söylemek istiyorum” dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli.. “Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok..”
“O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni!” dedi, delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden..
Yıllarca sonra Levent Yüksel’in söyleyeceği şarkıdaki Sezen Aksu’nun sözlerini o zaman biliyordu sanki. Aşk “onurlu” olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, şeytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi. Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir.. İlki kıza verdiğiydi.. Bir ikinci dörtlük daha vardı orada.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu..
Bekleyiş sürüyor, sürüyordu.. Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti..Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. “Günlerdir seni arıyorum” dedi kız. “Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!..”
“Yaa” dedi delikanlı.. “Yaa” dedi sadece.. Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı: “Yaaa!..”
Cebindeki artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. “Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün..” dedi. “Bu da sonu onun…”
Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız ikinci dörtlüğü oracıkta okurken..
“Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar!..”
Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hala düşünüyor.. O uzun, çok uzun bekleyiş mi öldürmüştü aşkını? Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini canlı tutmak için mi, canlısını silmişti yani?.. Ya da.. Ya da.. Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp mü gitmişti acaba?
Delikanlı bu soruların cevabını bugün hala bilmiyor.. Bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, o delikanlı, bendim!…{Hıncal ULUÇ}

BEKLENEN

Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.

Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?

Necip Fazıl KISAKÜREK(1937)

Yazı kategorisi: Yazılar | Leave a Comment »

Bir Tebessüm Neleri Değiştirir ?

Yazan: gökçe güntepe 01/07/2009

Küçük bir kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebeb oldu.Bu hava içinde, yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.Hemen telefonu çevirerek arkadaşına teşekkür etti.Arkadaşı bu teşekkürden o kadar memnun olmuştu ki, her öğle yemeğini yediği lokantada, garsona yüklü bir bahşiş bıraktı.Garson ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu.

Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir kısmını her zaman köşe başında oturan fakir adama verdi.Adam öyle minnetkar oldu ki.. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti.Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumunda ki tek odasının yolunu tuttu.Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.

Küçük köpek, gecenin soğundan kurtulduğu için mutluydu.Sıcak odada sabaha kadar koşturdu.Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı.Bir yangın başlıyordu ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı.. Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar…Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan “küçük bir tebessüm’ün” neticesiydi…

Olduğu gibi alıntıdır. (Türkiye gazetesi)

Yazı kategorisi: Yazılar | Leave a Comment »

aşk yok artık

Yazan: gökçe güntepe 18/06/2009

İznim olmadıkça alamazsın bendekini benden
Eğer ki alsan hesap sorar bendeki senden
Böyle sorgu sual beklerken adliyetten
Ne çıkar planladığın çirkin art niyetten?
Bu miskinlik keyfiyetten
Hali vakti yerindelikten
Her şey günlük gülistanlık olacak olsaydı gerçekten imtihan olmazdı!
Gelişi güzel doğar, büyür, ölürdük
Alimler olmasaydı biz şuanda kördük
İnsan öyle yaradılış ki; düşünür, taşınır, hamle yapar Sorgusuzca başına buyruk doğrularını savunuyorsun
yanlış fikirlerden yanlış bir sen yaratıyorsun (sen)
Sen abartıyorsun rahat yaşamla sapıtmayı
İstanbul üstünden geçmiş bırak kendini korumayı
İyiden iyiye bakıyorum da yoldan raydan çıkmışsın
Tenine dokunan ellerden bir koleksiyon yapmışsın aferin!
O yataktan bu yatağa yatıp takılıp sızmışsın, bu zihniyetle aşkı yorgan altlarında aramışsın aferin!
Akrep ateş çemberinde harekiri yaptı sahiden
pozitif olana dek negatifim kuzen
Erkek alana dek istediğini sanarsın ki Romeo
ne diller döker de teslim olur kapana Juliet
Kadınlar hassas ve hisli, dilekleri içlerinde gizli hatırla işi bitince kaç Romeo gaddarca gitti?
Kadın olmak zor bu kadar acımasızlık sürerken
Hemcinslerim abazanlıktan oduncasına yanarken
Taksim fuhuş yuvası, partiler karı kız kazanı derken. Koleksiyona yeni bir bebek ekle sabah güneşi doğarken!…

El bebek, gül bebek bu yaşına kadar geldin
Düşünsene bir it heriften sertçe tekme yedin
Geceye aşkla vardın, sabaha yabancı uyandın
Bil ki sonraki gün başka bir baya anlatılacaksın (yeah) Kadını kandırmaksa amaç alayınız yalancı
Kapında köpek olan işi bitince yabancı
Tuzağa düşeni iplemez, yeni bir avı kovalar avcı
Sen karar ver bu olayda kim hakim, kim savcı?
Erkeklerin elinin kiri, kadının boğaza geçirin ipi
Var mı böyle adalet kesin ikisinin de boynunu
Tez helak edin iblisin hile dolu bu oyununu
Uyandırın dünden kalma uyuya kalmış yorgunu

[Nakarat]
Aşk yok artık, kalmamış bu devirde.
Deme vardır, hak yeme ara bul. (Ara bul, ara bul, ara bul, ara bul)
Aşksız olsun, kalbim neşe dolsun deme bu ne fena bir hatadır!
Kastır (Deme lan), Kasva (Deme lan).

Kastır kasva, kastır kasva, kastır yeah

sagopa kajmer

Yazı kategorisi: Yazılar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kirlenen Türkçe

Yazan: gökçe güntepe 04/12/2008

Kirlenen Türkçe

Nedendir bilmiyorum? Son zamanlarda yabanci sözcüklerle sik sik karsilasir oldum. Her gün dolastigim sokaklarin bir Türk sokagi oldugunu algilamakta artik güçlük çekiyorum. Magazalarin isimleri, ürünlerin üzerlerindekiler tamamen yabanci geliyor bana. Haber bültenlerini, köse yazarlarini algilamak için yanimda küçük el sözlükleri tasiyacagim günler ufukta görülüyor gibi. Bunlari abartiyor muyum acaba? Türkiye’nin önde gelen gazetelerinin birisinin genel yayin yönetmeni “Gazeteler bir eglence araci haline gelmistir.” derken maalesef “eglence” kelimesini “entertainment” kelimesini birçok kez tekrarladiktan sonra telaffuz ediyor. Neden? Yoksa kullandigi kelimelerin Türkçelerini hatirlamakta zorluk mu çekiyor!?

Sokaklarin, sohbetlerin ve insanlarin bana yabanci kokmasinin nedenini medyaya bagladim diyelim. Peki ya, neden medya Türkçe var iken yabanci dilleri kullanmak arzusunda? Bunun nedeni de maalesef sokakta dolasan, benimle sohbet eden, okudugum gazetede yazan, izledigim televizyonda program yapan insanlar; yani kocaman bir toplum: Son yüzyillarda batinin olani üstün saymaya, ciddiye almaya baslayan, Türkçeyi yabanci diller sinifinda küçük görme gafleti içerisinde olan ve benim de mensubu oldugum bir toplum. Bundan dolayi yabanci adli, Türk magazalari ragbet görmekte; arz ve talep dolayisiyla da yavas yavas magazalarin adlari bana daha fazla yabancilasmakta. Insanlar sohbetlerinde yabanci kelimeleri kullanmayi üstünlük sayarak sik sik yabanci kelimeleri kullanmakta. Ögrenciler gördükleri yarim yamalak yabanci dil derslerinde ögrendikleri yabanci sözcükleri sohbetlerine katmakta, bunun nedeni de yabanci kelime kullanmayi üstün sayan zihniyettir. Bilim adamlarimiz dahi halkla iletisim kurarken yabanci terim kullanma hastaligindan kurtulamamaktadir. Anlattiklari meseleyi zaten zorlanarak anlayan bizler, araya bir de yabanci kelimeler girdiginde konudan tamamen kopuyoruz. Korkarim “Agir ol molla sansinlar” sözü yerini “Yabanci dille konus bilgili sansinlar” sözüne birakmistir.

Aileler çocuklarinin yabanci dil ögrenmeleri için çabalar göstermekte; çocuklarini kurslara göndermekte, özel dersler aldirmaktadirlar. Bunu yavas yavas her sokaga yayilan yabanci dil dershaneleri somut sekilde gösteriyor. Dünyanin hiçbir yerinde böylesine arttigi görülmeyen yabanci dil kurslari; maalesef ülkemde anaokullarina kadar inmistir. Yedi yas öncesi çocuklari önceleri, “Bir, iki, üç…” diye sayarken artik bunun yaninda “One, two, three…” diye saymaya baslayan bir toplumun mensubuyum. Peki, bunun ne zarari var? Yabanci dil bilmenin ne zarari var diyenleriniz elbette vardir, olmalidir. Yabanci dil ögrenmenin kimseye bir zarari olmayacaktir; fakat yabanci dil ögrenmek ana dil tamamen ögrenilmeden yapilmamalidir. Bunun aksini, bu gün görüldügü gibi çok aci olur. Yeni nesiller yabanci dille ana dilleri arasindaki farklarin ayrimini yapamazlar.

Sizce neden evrensellesen bir dünyada; milletlerin, dinlerin, dillerin bir yapilmaya çalisildigi bir dönemde “Türkçe kirleniyor!” diye haykiriyorum? Bayanlar baylar, ben de en az sizin kadar irkçiligin, din üzerine kurulu katliamlarin ve birbirini anlayamayan milyarca insanin yasadigi dünyanin bir mensubu olmaktan haz duymuyorum. Fakat birileri bunun böyle olmamasi gerektigini söylerken; birlesim noktasina kendi degerlerini koymaya çalisiyorlar. Tüm insanlik kendi dinlerini, kendi dillerini, kendi degerlerini benimsesin istiyorlar. Bence bu bir kültür kiyimidir; fakat bunu anlamayan milletler evrensel olduklarini sanip kendi dillerini, kendi kültürlerini ögrenmeyerek emperyalist dünyanin basindakilere benzemeye çalisiyorlar. Ne mi oluyor? Iki tabure arasinda kaliyorlar. Bir bakima her ikisinde de oturamiyorlar. Her an düsüp yok olma tehlikesiyle karsi karsiyalar.

Ben herkesin ortak bir dili konustugu, ortak insani degerlerin tasidigi, atalarindan dolayi hor görülmeyen insanlarin oldugu bir dünyada baris içinde yasmak istiyorum; fakat bu dünyanin herkesin Ingilizce konustugu, sadece Amerikalilarin ve Avrupalilarin insan sayildigi ve insanlarin degerlerinin atalariyla belirlendigi bir dünyayla karistirilmasini istemiyorum.

Okan YÜKSEL

Yazı kategorisi: Yazılar | Etiketler: | Leave a Comment »

sanal Türkçe

Yazan: gökçe güntepe 04/12/2008

SANAL TÜRKÇE

“Hallo” “Asl” “U” “pls” “bye”
Az kaldi.. BITIYOR Türkçe
“Slm” “kib” “ok” ve “hoi”
Az kaldi..YITIYOR Türkçe

“Hacker” “Admin” “surf”ve “login”
Nerde kaldi Türkçe bugün
Yemin olsun göze her gün
Az kaldi..BATIYOR Türkçe

Ne “lakap”i “nick”in varken
Kalkarsin aksamdan erken
“Net” “chat” falan filan derken
Az kaldi..YATIYOR Türkçe

Sitelerde geze,geze
“Ban” olursun batma göze
Ne demeli dogru söze (!)
Az kaldi..TUTUYOR Türkçe

A..zade “connection” ol da
Sen de yorul gel bu yolda
“Link” atanlar sagda,solda
Az kaldi..YUTUYOR Türkçe

ANONİM

Yazı kategorisi: Yazılar | Etiketler: | Leave a Comment »

Sen?

Yazan: gökçe güntepe 04/12/2008

sen…
düşlerimde anımsadığım,
anılarla yaşatacağım,
ölümle unutacağım…
sen…
anlayamadığım,anlatamadığım….
düşlerimde konuştuğum
sen …

öyle anlamlı idin ki kelimelerin yetmediği
sevginin kaynağı
aşkın bedeli
ağlatan,güldüren
sen….sen….sen….sen…
İçimdeki umudun,derdin sıkıntının kaynağı senn…
Unutsam umutsuz kalip ölüyordum
unutmasam içimde kalıp çürütüyordun beni
……….
sen işte
sen…
anlamsız hayalim
yüzünü görmediğim,adını bilmediğim
sabahalara kadar konuştuğum
sırdaşım dostum sevgilim
ulaşamadığım
sen…
hayatımın anlamsızlıklar
sen….
cevapsız sorularım
sen!
kimsenin bilmediği,görmediği,merak etmediği…
sen…
düşlerimin kaynağı
derdimin dermanı
sıkıntım,derdim
sen…nesin ? kimsin ?
sen düşlerimde benimle yalnızlığımı paylaşan
sen…kimsin ?

Yazan:asukaki

Yazı kategorisi: Şiirler | Etiketler: | Leave a Comment »

Ölenler,Gidenler,Diyenler

Yazan: gökçe güntepe 04/12/2008

Ölüp gidenin ardından ağlanmaz dediler,
Gidenin ardından bakılmaz dediler,
İsyan etmek boşuna dediler,
Ölenin ardından,içten içe ağladım
Gidenin ardından,kör oldum
İsyan etmedim,hesap sordum

Gün gelir devran döner dediler,
Acıların biter dediler,
Hayat sana da güler dediler,
Devran dönmek bilmedi,
Acı gitmek bilmedi,
Hayat gülmek bilmedi…

Gidenler geri geri dönmedi
Ölenler aranmakla bitmedi
Diyenler dediler…

Giden gençlik
Aranan ömür
Diyen hayat…

Yazan:asukaki

Yazı kategorisi: Şiirler | Etiketler: | Leave a Comment »

Kaybetmek

Yazan: gökçe güntepe 04/12/2008

Aşkla yalnızlığı yaşamak
Senle sonsuzlukta kaybolmak
Hasretle sana sarılmak
Nefretle zamana bağırmak

Gidenle geleni aramak
Sevgiyle aşkı bulmak
İstekle sana sokulmak
Yokluğunda seni sarmak

Zamanla savaşıp,aşksız kalmak
Sensizlikle yaşayıp,senle varolmak
Senle yatıp, yalnız kalkmak
Ölümle randevu alıp,seni beklemek…

yazan:asukaki

Yazı kategorisi: Şiirler | Etiketler: , | Leave a Comment »

Gizli

Yazan: gökçe güntepe 04/12/2008

Bekliyorum…
Yorgun,argın ve kırılgan
Ne yaptığını bilmeyen avare gibi
Ne yapsamda çıkmıyordun aklımdan
Niye yaşadığımı unutmuş, sadece sen ve beklemek vardın
Bekliyorum…
Gelmiyeceksin biliyorum
Bilmeyeceksin seni sevdiğimi,hep içimde kalacak bu sevda
Kimse bilmeyecek Allah ve benim aramda kalacak her zaman.

Şuan sana o kadar çok ihtiyacım var ki anlatamam
Sana o kadar susamışımki,sana o kadar acıkmışım ki,
Offf off…
Nere baksam neye baksam sen varsın
Güzel gülen gözlerin meleksi yüzün…
ve o masum duruşun…offf nerdesin ?

Benim Funda Arar’ı sevmem gibi
Senin Kıraç’ı sevmen,
Tesadüfmüydü bunlar,
Tesadüfmüydü istemesek bile baş başa kalışımız
Her yerde o tatlı yüzün…
Şimdi her yerde o tatlı hüzün.

Şuan sana o kadar susadım ki
Seni ne çok sevdiğimi öyle anladımki
Sana ihitiyacım var,sana yangınım var
Bekletme, canımı yakıyorsun.

İçimde büyümek isteyen bir çiçeksin
Ağlıyorum, ağlıyorum gözümden yaş akmıyor
İçime ağlıyorum,sana ağlıyorum…
İçimdeki büyümek isteyen çiçeği sular gibi
Sana ağlıyorum.
Nerdesin…

yazan:asukaki

Yazı kategorisi: Şiirler | Etiketler: , | Leave a Comment »

Bilmiyorsun

Yazan: gökçe güntepe 04/12/2008

Gözlerinde ki göz
Ellerinde ki el benim değilken
Nasıl yaşıyorsan,Bende öyle yaşarım!
Belki bitkin,Belki yorgun
İçten içe erisemde,çürüsemde
Yaşarım kimse bilmeden…


Seni dünümde yaşadım,
Bugünümde yaşattım,
Yarınımda Öldürdüm!
Şimdi yalnızım,yalnızlığımla
Yaşıyorum kokmuş cesedimle.

Belki ilkdin ama son değildin
Son olacaksın dedim yalandı!
Hep ilk olarak yaşıyacaksın ölü bir kalpte.
Şimdi yeni bir kalp yarattım kendime
İçinde sen olmayan
Yaşıyorum sen olmadan da,
Belki sevilmiyordum fakat sevmiyordumda
Artık ağlarken gözümden yaş gelmiyor
Gülerken ağlıyorum!
Her ne kadar acı olsada yalnızlık,
Sen olmadığın için güzel…

Bilmediğin bir şey vardı
Sen giderken sevildin,
Kenime acı bir itiraf bu
Sende her dopan güneş gibi doğdun ve battın!

Doğduğumda yanımda değildin
ölürkende olmayacaksın
Yaşarken yanımda olman anlam ifade etmiyor!
Anlamsız olduğun için sevmiştim seni,
Şimdilerde bir anlamın var,
Bunun için sevmiyorum
Sevemiyorum seni

Yazan:asukaki

Yazı kategorisi: Şiirler | Etiketler: | Leave a Comment »